Türk siyaseti, geçmişteki önemli figürlerinden biri olan Hüsamettin Cindoruk’u kaybetti. 92 yaşındaki Cindoruk, İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede 12 Nisan 2026 tarihinde yaşamını yitirdi. Kendini “Sağın solundayım” şeklinde tanımlayan Cindoruk, nezaketi ve keskin zekâsıyla Türk siyasetinde önemli bir yer edinmişti.
Cindoruk, siyasi kariyerine Demokrat Parti’nin gençlik kollarında başladı ve 1958 yılında Hürriyet Partisi’nin kurucuları arasında yer aldı. 27 Mayıs 1960 darbesi sonrasında, Yassıada yargılamalarında eski milletvekillerinin avukatı olarak görev aldı ve bu süreçte 2.5 ay hapis yattı. Adalet Partisi ve Demokratik Parti gibi partilerde aktif rol aldı, fakat 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrası siyasi hayatında kesintiler yaşandı.
1983 yılında Büyük Türkiye Partisi’nin kurucuları arasında yer aldı, ancak bu parti Milli Güvenlik Konseyi kararıyla kapatıldı. 1985’te Doğru Yol Partisi’nin genel başkanı oldu ve 1991 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığına seçildi. Turgut Özal’ın vefatı üzerine 1993 yılında Cumhurbaşkanlığı görevini vekâleten üstlendi ve 16 Mayıs 1993’te görevi Süleyman Demirel’e devretti.
Demokrat Türkiye Partisi’ni (DTP) kurarak 1997’de Mesut Yılmaz başkanlığındaki koalisyon hükümetine katıldı, ancak hükümette görev almayı tercih etmedi. 1999 seçimlerinde DTP barajın altında kaldı ve bu durum sonrası genel başkanlık görevini bıraktı. 2009 yılında DP’nin genel başkanı olarak yeniden siyasete döndü ve ANAP ile DP’nin birleşmesini sağladı.
Hüsamettin Cindoruk’un vefatı sonrası TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve diğer siyasi figürler, Cindoruk’un anısını yaşatmak ve ailesine başsağlığı dilemek amacıyla taziye mesajları yayımladılar. Numan Kurtulmuş, “Türk siyasetinde derin izler bırakan duayen siyasetçi Hüsamettin Cindoruk’a Allah’tan rahmet diliyorum,” şeklinde ifadelerde bulundu. Özgür Özel ise, “Sayın Cindoruk, bir ömrü hukuka, Meclis’in itibarına ve demokratik siyaset geleneğine adadı,” diyerek vefatına duyduğu üzüntüyü dile getirdi.